Kapı çalar...
forum divrigi
DİVRİĞİ FORUM
Kasım 21, 2008, 11:04:57 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
DİVRİĞİ FORUM

    Nüfus : 275
    Rakım : 317 Mesaj 141 Konu
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu: Kapı çalar... Cevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma Sayısı 131 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kapı çalar...  (Okunma Sayısı 131 defa)
Konu Kalitesi % 0
Oy Ver   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
karayusuf

Forum Yöneticisi
Üye Bilgileri Aktif Divriğili
*****





Karizma Gücü: 0
Sonraki Level: 1291

Puan: +103/-0



Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 4

Kayıt tarihi Mayıs 10, 2007, 05:32:52 ÖS

Nerden: Gurbet elden
Takımım:
Mesaj Sayısı: 125

Aktiflik
Deneyim
Seviye

« : Mayıs 13, 2007, 10:11:12 ÖS »

Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün
litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz.
Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden "Bugün
kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.
Kapı çalar...
Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza
atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini
yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır.
"Artık canim sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi
alıp şezlonga uzanırsınız.
Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz.
Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yaşamak ne güzel"
dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.
Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa
gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir
daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile
uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize
söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." Bu küçük hadise
neşelendiriverir ortalığı.
Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne
çıkmıştır. "Oğlum benim" diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zapt
edemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...
Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter
gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...
Ve kapı çalmaz...
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi,
şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan
beri zile basmaktayım" der.
Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...


Can Dündar
Logged

Yiğidin harman olduğu yerdenim
Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Üye olun ya da Giriş Yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Üye olun ya da Giriş Yapın

Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Üye olun ya da Giriş Yapın
DİVRİĞİ FORUM
« : Mayıs 13, 2007, 10:11:12 ÖS »

 Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.756 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.047s, 6q)

Google ve orumceklerin son ziyareti Ekim 05, 2008, 05:12:56 ÖS